Türkiye Cumhuriyeti

Viyana Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

YTATB Tarafından Viyana'da Düzenlenen STK Eğitim Programının Açılışında Yapılan Konuşma , 01.02.2014

Sayın Daire Başkanım,
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın Çok Değerli Yetkilileri,
Sivil Toplum Kuruluşlarımızın Kıymetli Temsilcileri,

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımızın yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın kurmuş oldukları sivil toplum örgütlerine yönelik olarak Avrupa çapında düzenlediği Kapasite Geliştirme Eğitim Programlarının Viyana’da düzenlenen üçüncüsünün açılışında söz almaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Öncelikle Sayın Viyana Büyükelçimizin selamlarını ve eğitim programının verimli ve başarı geçmesi yolundaki temennilerini ileterek söze başlamak istiyorum.

Bugün ve yarın devam edecek iki günlük eğitim programı, bildiğiniz üzere, temsil ettiğiniz sivil toplum kuruluşlarının yerel ve uluslararası düzeyde başvurabilecekleri mali destek programlarına yönelik proje hazırlama konusundaki uzmanlıklarının artırılmasını amaçlamaktadır. Programı ben de büyük bir ilgiyle inceledim. Genel sunumların ve küçük gruplar halinde gerçekleştirilecek atölye çalışmalarının ihtiyaç duyulan uzmanlığı kazandıracağına yürekten inanıyorum.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın proje bazında sivil toplum örgütlerimize sağlamakta olduğu mali destek büyük bir nimet. Bu kapasite ülkemizin ekonomik açıdan eriştiği seviyenin de somut bir göstergesi. Ulusal kurumlarımız artık sadece Türkiye’de değil, ülke dışında da etkin faaliyetlerle vatandaşlarımızın yanında. Başka bir deyişle, Türkiye yurtdışındaki vatandaşlarının yanındadır ve bu yanında olma kavramı somut ve mali desteklerle taçlanmaktadır

Bu salonda bulunan birbirinden değerli sivil toplum örgütü temsilcileri ile Başkonsolos olarak göreve başladığım geçen Ekim ayından bu yana çeşitli vesilelerle biraraya geldim. Buradaki Türk toplumu adına gerçekleştirdikleri kıymetli faaliyetler nedeniyle sivil toplum kuruluşlarımızı bir kez daha tebrik ediyorum ve çalışmalarını bu eğitim programının katkısıyla daha etkin bir şekilde sürdüreceklerine inanıyorum.

Sayın Başkanım,

Başkonsolos olarak önemli sayıda sivil toplum örgütümüzün biraraya gelmesine vesile olan bu program için size ayrıca şükranlarımı iletiyorum. Sayenizde programın içeriğine ek olarak, sivil toplum örgütlerimiz yanyana, kolkola iki gün geçirecekler ve tanışmayan varsa birbiri ile tanışacak, zaten tanışık olanlar ise dostluk ve kardeşliklerini daha da pekiştirecekler.

Değerli Katılımcılar,

Çok sayıda sivil toplum örgütümüzü bu sabah birarada bulmaktan da istifade etmek gerekir diye düşünüyorum. Avusturya’daki Türk toplumunun karşılaştığı sorunlarda sivil toplum örgütlerimizin biraraya gelmesi ve beraber çalışması, bir dayanışma kültürü oluşturulması bu sabah vermek istediğim ana mesajdır. Bunun yanısıra, üç konuyu da bu açılış konuşması vesilesiyle değerlendirmelerinize sunmak istiyorum.

Birinci husus, çocuklarımızın eğitimi konusudur. Türk toplumnun çocuklarının eğitimi konusu Başkonsolos olarak önceliğimdir. Bunu her vesileyle seslendirmekteyim. Yarınlarımızın hazırlandığı içinde bulunduğumuz bu dönemde, velilerimizin çocuklarımızı yüksek öğrenime, bu mümkün olamadığı takdirde ise mesleki eğitime yönlendirme sorumluluğu bulunmaktadır. Velinin etkin gözetimini ve katılımını gerektiren Avusturya eğitim sisteminde, velilerimizin çocuklarının eğitim süreçlerini yakından takip etmesi hayati öneme sahip. Çocuklarımızın eğitim süreçlerinin gidişatının münhasıran okul yönetimlerine ve öğretmenlerin insafına bırakılmasına gönlümüzün razı olmaması gerekir. Almanca bilmeyen bir velimizin dahi veli toplantılarına gidip, orada söz almasa bile varlığını sergilemesi okul yönetimi ve öğretmenler nezdinde o öğrencinin sahipsiz olmadığını göstermesi bakımından çok önemli.

Hiçbir üst çatı kuruluşu ya da sivil toplum örgütü bir okuldaki veliden bir çocuğun eğitiminin şekil alması konusunda daha güçlü değil. Bu nedenle, sizlerden hitap ettiğiniz topluluklara, velilerimize çocuklarının eğitimlerine zaman ve para harcamaları gerektiğini anlatmanız ve bu yönde bir farkındalık yaratmanızı istirham ediyorum.

İkinci husus, sivil toplum örgütlerimizin düzenledikleri faaliyetleri, mümkün olduğu kadar Avusturyalı dostalarımızı ve makamlarını içerecek şekilde öngörmeleri çok önemli. Kültürümüzü, hayat biçimimizi Avusturyalı komşularımıza göstermemiz ve anlatmamız lazım. Bilgi eksikliği ve önyargılar ancak bizim bu yöndeki çabalarımızla giderilebilir. Biz kendimizi anlatmaz isek, bizi doğrulardan uzak bir şekilde anlatanlara rastlamamız maalesef sözkonusu olabiliyor. İşte bu noktada, yani kendimizi ifade etmek ve kültürümüzü tanıtmak için Almanca diline de anadiimiz Türkçe gibi hakim olmak bir gereklilik olarak karşımıza çıkıyor.

Üçüncü ve son olarak, Başkonsolos olarak gözlemlediğim bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Görev bölgem içerisinde herhangi bir sivil toplum örgütümüze üye olmayan önemli bir kitlenin varlığı sözkonusu. Bu insanlarımıza ulaşabilmek, onları da sivil toplum örgütlerimizin faaliyetlerinden yararlandırabilmenin yollarını her birlikte bulmalıyız diye düşünüyorum.

Bu düşüncelerle, eğitim programının faydalı olacağına olan inancımı yineliyor, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının değerli ekibini ve tüm katılımcıları saygıyla selamlıyorum.