Türkiye Cumhuriyeti

Viyana Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

St. Pölten'de Düzenlenen 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Kutlu Doğum Haftası Etkinliği , 29.03.2014

Sayın Müşavirim, Sayın Ataşem,

Sivil Toplum Kuruluşlarımızın Çok Değerli Temsilcileri,

Kıymetli Vatandaşlarımız, St. Pölten’deki Kanaat Önderlerimiz,

Değerli Misafirler, 

Bugün Osman Paşa Camii Derneği tarafından düzenlenen Kutlu Doğum ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü Programı vesilesiyle siz değerli vatandaşlarımızla birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

St. Pölten’deki Türk toplumunun gönlümde ayrıcalıklı ve özel bir yeri var. St. Pölten’deki vatandaşlarımızın sevinç ve kederde birlik ve beraberlik içinde olduğunu, birlikte ağladığını birlikte güldüğünü biliyorum ve Avusturya’da yaşayan tüm Türk toplumuna örnek teşkil eden sergilediğiniz bu birlik ve beraberliğin bizleri çok mutlu ettiğini, sizlerle iftihar ettiğimizi güçlü ifadelerle seslendirmek istiyorum. Sağolun varolun.  

Bugün bizleri burada biraraya getiren iki vesileden biri olan Kutlu Doğum Haftası, ilahi vahyin tamamlayıcı ve son halkası İslâm’ın ve onun peygamberi Hz. Muhammed'in insanlığa çağrısını tanıtmak, Hz. Peygamber sevgisi etrafında toplumumuza birlik ve beraberlik mesajları sunmak amacıyla 1989 yılından bu yana Türkiye ve yurtdışında ve kutlanmaktadır.

Kutlu Doğum haftası denildiğinde, Hz. Peygamberi anmak, daha da önemlisi onu anlamak, onun temsil ettiği değerler bütününü tanımak ve hayatımıza ışık tutan bir meşale yapabilmek çabası akla gelir. Kur’an-ı Kerim’in evrensel mesajı, Hz. Peygamberin örnek şahsiyeti ve ahlakı bu değerler bütününün temel öğeleridir.

Hz. Peygamberi örnek almak demek tarihe gömülmek değil, O büyük şahsiyeti tanımak ve sevmek, onun insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrıyı güncelleştirerek hayatımıza yansıtmak, onun ahlakını ve çizgisini davranışlarımızın rehberi yapabilmek demektir.

İlk yıllardan itibaren toplumun bütün kesimleri tarafından coşku ile kutlanan Kutlu Doğum Haftası, artık az önce de ifade ettiğim gibi Avusturya’da da beklenen bir kültür faaliyeti, güzel bir gelenek oldu ve Avusturya’daki Türk toplumunun her kesimini biraraya getiren bir birlik ve beraberlik simgesi haline geldi. 5 Nisan günü İnşallah Viyana’da bu birlik ve beraberliğimizin taçlandığı kutlama etkinliğinde yine vatandaşlarımızla biraraya geleceğiz.

Kutlu Doğum Haftasının bu seneki teması olan samimiyet konusuna da kısaca değinmek isterim. Yaptığımız iş ne olursa olsun onu samimiyetle yapmak, birbirimize samimiyetle yaklaşmak, duygu ve düşüncelerimizde samimi olmak hayat tarzımızın bir parçası olmalıdır. Samimiyet, izlediğimiz temel ahlak ilkelerimiz arasında gelmelidir. Samimiyetle ve gönülden yapılan işlerin sonucunun da iyi ve güzel olacağını hepimiz biliyoruz.

Ne mutludur ki Avusturya’da yaşayan Türk toplumu olarak gurur duyacağımız ve iftihar edeceğimiz bir dine mensubuz ve İslam’ın evrensel barış ve insanlık değerlerinin korunmasına yaptığı katkılarla övünebilecek bir durumdayız.  

Türk milleti olarak övünebileceğimiz o kadar çok değer ve tarih kesitimiz var ki aslında. İşte bunlardan biri de Çanakkale’de yazdığımız destandır. Bu sene, bildiğiniz üzere, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferinin 99. Yıldönümünü kutluyoruz.

Türk milleti tarihi boyunca emsalsiz fedakarlıklar göstermiştir. Çanakkale Zaferi de milletimizin onurlu duruşunu tüm dünyaya kanıtlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk de Çanakkale’de yapılan kara savaşlarında efsaneleşmiş zaferleriyle tarihe geçmiştir. Çanakkale destanı ayrıca Kurtuluş Savaşımızın sonunda elde edilecek büyük zaferin de müjdecisi olmuştur.

Çanakkale özetle emperyalizmin kendi yurdundan da atmaya yeltendiği ulusumuzun varolma mücadelesinden galip çıktığı ve tarihin seyrini değiştiren bir mücadele olmuştur. Kurtuluş Savaşımız da ezilen mazlum milletlerin umudu olmuştur.

Çanakkale’de verilen destansı mücadele birlik ve beraberliğimizin bin yıl kardeşliğimizin ve hiçbir gücün buna zarar veremeyeceğinin en açık kanıtı olmuştur.

Cumhuriyet döneminde de birçok şehidimiz olmuştur. Kore Savaşı, Kıbrıs Barış Harekatı ve bölücü terörle mücadelede verdiğimiz şehitlerimiz de asla unutulmayacak kahramanlık destanları yazmıştır.

Mensubu olduğum Dışişleri Bakanlığı belki de dünyaki Dışişleri Bakanlıkları arasında en fazla şehit vermiş bir Bakanlıktır. 28 terör saldırısında 42 diplomatımız ve kamu görevlimiz dünyanın çeşitli ülkelerinde şehit düşmüştür. Bu şehitlerimizden üçü Viyana’da Hakkın rahmetine kavuşmuştur. 1975’te Viyana Büyükelçimiz Daniş Tunalıgil, 1984’te de Viyana Büyükelçiliğimiz Çalışma Müşaviri ve BM’de görevli vatandaşımız haince öldürülmüştür. Burada hepsini minnet ve rahmetle anıyorum. Mekanları cennet olsun.

Çocuklarımıza bu fedakarlıkları, atalarının kahramanlıklarını ve mensubu oldukları Türk milletinin medeniyet tarihine yaptıkları katkıları anlatmamız gerekiyor. Gurur duyacakları bir geçmiş ve kültüre sahip olduklarını minik yüreklerinde hissetmeleri onların Avusturya’daki gelecekleri için gerekli olan özgüvenleri açısından da özel öneme sahiptir. Bu nedenlerle, çocuklarımızın bugünkü etkinlikte bizimle birlikte olmalarını ayrıca anlamlı buluyorum ve çocuklarını buraya getiren anne ve babalarımıza şükranlarımı sunuyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, başta ulu önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve aramızdan ayrılmış olan gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun. Bizimle birlikte olan gazilerimizede şükranlarımı sunuyor, sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.