Türkiye Cumhuriyeti

Viyana Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu Konuşması, 04.11.2008

Saygıdeğer TBMM Başkanımız ve Değerli Heyeti,
Saygıdeğer Büyükelçilerim,
Değerli Konuklar,

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 85. yıldönümü münasebetiyle düzenlediğimiz bugünkü kutlama resepsiyonuna hoşgeldiniz.

Başkonsolosluğumuzun faaliyete geçmesinin 1. yıldönümünü de idrak etmekte olduğumuz bu anlamlı günde aramıza katılarak bizleri onurlandıran Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımıza ve değerli heyetine tüm toplumumuz adına içten teşekkürlerimizi sunarak sözlerime başlamak istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 29 Ekim 1923 günü Türk tarihinde temel bir dönüm noktasını oluşturmaktadır. Çünkü bu tarihte Türk halkının zorlu koşullar altında verdiği bağımsızlık mücadelesi taçlandırılarak milli egemenlik tesis edilmekle kalmamış, aynı zamanda tüm kurum ve kuruluşlarıyla modern bir ulus devletin temelleri atılmıştır. Aradan geçen 85 yıllık sürede Cumhuriyetimizin temel ilkeleri yerleşmiş, ülkemiz her alanda gelişmiş, demokratik, laik, çoğulcu, sosyal bir hukuk devleti haline gelmiştir.

Bu vesileyle, milli mücadelenin önderi ve Cumhuriyetimizin kurucusu büyük Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve Cumhuriyetimizin kurulup korunması uğrunda şehit düşen kahramanlarımızı saygıyla ve minnetle anıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin en karakteristik özelliklerinden biri barışçıl ve dinamik niteliğidir; dış dünyaya ve gelişmeye açık olmasıdır, bütün insanlık için geçerli olan tek, ortak bir uygarlığa erişim hedefini, insan onuruna yaraşır bir yaşam biçimini, evrensel değer yargılarını benimsemiş bulunmasıdır.

Bu dünya görüşü günümüze kadar güncelliğini korumuş, batı ve doğu arasında ayrım çizgilerinin keskinleşmeye yüz tuttuğu 11 Eylül sonrası dönemde daha da önem kazanmıştır.

Değerli konuklar,

Başlangıçta değindiğim gibi, bugün aynı zamanda Başkonsolosluğumuzun kuruluşunun 1. yıldönümünü kutluyoruz. Kuruluş amacımız, öncelikle görev bölgemizde yaşayan vatandaşlarımıza daha elverişli bir fiziki ortamda nitelikli konsolosluk hizmeti sunmaktır. Buna ilaveten, Türk göçmen toplumunun uyum sorunlarının çözümlenmesine, statülerinin iyileştirilmesine, toplumsal hayatın bütün alanlarında katılım ve başarı oranlarının yükseltilmesine, eğitsel ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmaktır.

Birbirleriyle iç içe geçmiş bulunan tüm bu sorunlara etkin çözümler üretilebilmesi için tüm tarafların katılımıyla gerçekleştirilecek uzun soluklu ve kapsamlı çabalara ihtiyaç duyulduğu kuşkusuzdur. Bu bağlamda, herşeyden önce, barış ve uyum içinde bir arada yaşama pratiğini destekleyen siyasi, hukuki, kültürel, kurumsal ve psikolojik ortamın güçlendirilmesi gereklidir.

Önümüzdeki dönemde görev bölgemizdeki eyalet makamları ve sivil toplum kuruluşlarıyla yakın işbirliği halinde bu konular üzerine odaklanmayı, somut bazı projeler üzerinde çalışmayı öngörüyoru